Mehmet Kalyoncu, 100. Yıl Marşı’nın son halini yayınladı: Emanet

İktidara yakınlığıyla bilinen Kalyon İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Kalyoncu, Cumhuriyet’in 100. yılı için bestelediği marşı yayınladı. Kalyoncu, parçasıyla ilgili, ‘Emanet’ parçamla ilgili mayıs ayında çalışmalara başladığımda şu düşünceyle kendimi karşı karşıya buldum: ‘Ülkemizde bunca besteci varken, bu iş bana mı kaldı?’. Bugün hala, ‘Bu iş sana mı kaldı?’ diye soran olduğunda, ‘Evet bana kaldı’ diyemem. Bunun kararını sizler dinleyenler verecektir. Ama şunu söyleyebilirim: Ben hayalime ve emanetime sahip çıktım” dedi.

‘CUMHURİYET’E İNANMAYAN BİRİNİN BUNU MÜZİKLE ANLATMASI MÜMKÜN DEĞİL’

Kalyoncu şu ifadeleri kullandı:

“Benim müzik yolculuğum 10 yaşımda annem sayesinde Üsküdar Musiki Cemiyeti’nde başladı. İlk bestelerimi lise yıllarımda yaptım. Bu konuda beni Cengiz Tarak Hocam yüreklendirmiştir. Piyano bir batı müziği enstrümanı olsa da biz Cengiz Hoca ile birlikte çok ilahi ve türkü de çaldık, o aranje ederdi ben öğrenirdim. Daha hızlı gelişebilmek için eş zamanlı olarak Benal Tanrısever’in müzik okulunda da eğitim almaya başladım. Benal Hoca’nın da gelişmemde çok emeği vardır. Yine bu dönemlerde rahmetli Yahya Soyyiğit ile olan ve yaklaşık 1 yıl süren Türk Tasavvuf Müziği çalışmalarımız oldu. Hem klasik batı müziği hem de Türk tasavvuf müziğinde eş zamanlı gelişmemin ayrı bir zenginlik kattığına inanıyorum ama benim için en büyük zenginlik rahmetli Yahya Soyyiğit ile geçirdiğimiz vakitlerdi. Bunun üzerimde başka bir tesiri oldu, çok özel bir insandı, Allah rahmet eylesin. İşte o yıllarda, sene 2011 olsa gerek, Cumhuriyet’imizin 100. yılı için bir eser besteleme hayali kurdum.

O yüzden bugün kendi adıma bir hayali yaşıyorum ama bu sadece benim değil, bu eserin düzenlemesini yapan Esin Aydıngöz’ün de hayaliymiş. İşte Cumhuriyet tam da bu değil mi? Ortak hayallere sahip olmak! Amerika’da yaşayan Esin Aydıngöz ile irtibat kurduk ve birlikte çalışmaya başladık düzenleme ile ilgili, sonrasında Kerem Esemen orkestrayı oluşturmak için dahil oldu. O da Almanya’dan bize destek verdi. Kerem Bey’in orkestrası film müzikleri orkestrası olduğundan size bugün bu güzel eserleri çaldılar. Günün sonunda müzik duygu ile, his ile üretilir. Berrak zihinler ve kabiliyetli eller ona hayat verir. Cumhuriyet’e inanmayan, onu anlamayan, hissetmeyen birisinin bunu müzikle anlatması mümkün olamaz. Bize hissetmek nasip oldu, hissimizi birbirimizle paylaştık ve bu akşam sizlerin beğenisine sunduk umarım hislerinize tercüman olmuşuzdur.

‘BUGÜN EN BÜYÜK İMTİHANIMIZ GÜVENMEK’

Kalyoncu, açıklamasını şu sözlerle noktaladı:

Ben kendi adıma bize emanet edilenlerle ilgili kendimi sorumlu hissediyorum. Bu his çok güçlü olunca insanın kendisinden taşmaya başlıyor. Yunus Emre diyor ki; ‘Ben sevdiğimi söylemez isem, sevmek derdi boğar beni.’ Bu vatan sevgisi için de geçerli, vatanımıza olan sevgimiz, ona olan aşkımız, müziğin birleştirici gücüyle hepimizi bu akşam bir araya getirdi. İyi ki geldiniz. Bana güç verdiniz! 100 yıl önce bu günlerde bir hayal, ortak etti birbirine koca bir milleti. Hayaller hedeflere, hedefler adımlara dönüştü. Büyük bir adım atıldı. Bugün yeni hayaller kurmamızı sağlayan devletimizin kurucuları ve bu yolda canlarını veren şehitlerimiz bizlere emanet etti bu Cumhuriyet’i. Peki biz sadece 100 yıllık bir emanete mi sahip çıkıyoruz? Biz binlerce yıllık birikimler ve mücadeleler sonucunda bugün özgür ve bağımsız bir ülkede bir arada yaşıyoruz. Keşfetmemiz gereken binlerce yıllık bir zenginliğimiz var. Sabır ve gayretle bu zenginliği anlamaya, hissetmeye, bu emaneti korumaya ve yaşatmaya çalışmalıyız. Biz önce birbirimize emanetiz! En yakımızdakilere sahip çıkarak başlayalım. Komşularınız size emanet, çocuklarınız, eşiniz, ana-babanız size emanet. Öğretmenseniz başka çocuklar size emanet, polisseniz asayiş, askerseniz sınırlar size emanet. Gençseniz, vatan size emanet! Bu emanete sahip çıkalım, sorumluluk alalım. Kimse size bir şey söylemese de çünkü 100 yıl önce söylenmiş. Ama unutmamak gerekir, bu kimsenin tek başına sahip çıkamayacağı kadar kutsal bir emanet. Bu yüzden ülkesi için bir şeylere yapmaya çalışan bir genç görürseniz işte o da size emanet, sahip çıkın, destek olun. Ona yapabilirsin deyin, yüreklendirin. Yüreklendirin ki inansın. Çünkü inanmazsa nasıl emin olabilir, nasıl güvenebilir? Bugün, en büyük imtihanımız güvenmek. Biz birbirimize güvenmeden hiçbir emanete sahip çıkamayız.

Birkaç özel teşekkürle konuşmama son vermek istiyorum. Beni müzikle tanıştıran anneme, bana her daim güvenmiş ve desteklemiş olan babama, sabırla beni her zaman dinleyen, heyecanımı paylaşan ablama ve kardeşime. Hayat ortağım aynı zamanda hayal ortağım sevgili eşime, müzik sevgisini benimle paylaşan kızıma çok teşekkür ederim. Siz olmadan olmazdı. Bana kendimden emin olma gücünü verdiniz. Eminim ki, vatanımızda nice eminler var. Ne mutlu emin olanlara, emaneti hissedip sahip çıkanlara.”

Mehmet Kalyoncu’nun marşının sözleri şöyle:

“Cumhuriyet, cumhuriyet, cumhuriyet ilelebet/ Cumhuriyet, cumhuriyet bize emanet, bu devlet/ Cumhuriyet, hürriyet, vatan bize emanet/ Korkma diyor yüzyıl önce kurulurken bu devlet/ Korkmadan yürüyoruz birleşip yürüyoruz/ Durdurulmaz hiçbir kimse, yükseliyor Türkiye’m!”

MEHMET KALYONCU KİMDİR?

Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği Başkanı da Mehmet Kalyoncu’nun kendi ekibi tarafından hazırlanan özgeçmişinde, “Müziğe olan ilgilisini ve piyano yeteneğini London School of Music sertifikasıyla taçlandırdı” ifadesi yer alıyor.

Söz konusu metinde Kalyoncu’nun özgeçmişi şöyle anlatılıyor:

“Mimar ve iş insanı Mehmet Kalyoncu, Kalyon Holding’de Yönetim Kurulu Üyesi olmanın yanı sıra İstanbul Yeni Havalimanı projesinde de İcra Kurulu Üyeliği görevini yürütüyor. Eğitimi ve deneyimiyle elde ettiği birikimini, dedesinin 1944’te attığı temeller üzerinde büyüyen aile şirketi aracılığıyla Türkiye ile paylaşıyor.

İlk ve orta öğretimini İstanbul’da tamamlayan Gaziantep doğumlu Kalyoncu, Ümraniye Anadolu Lisesi’nden mezun oldu. Lise eğitiminin son yılına girerken, Oxford Üniversitesi St. Hugh’s College tarafından düzenlenen akademik programa katıldı. Bu programa kabul edilen ilk Türk öğrenci oldu. O dönemde Rönesans Mimarisi ile ilgili akademik araştırmalarda bulundu. Üniversiteyi İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde tamamlarken, bu dönemde Architectural Association ve Illinois Institute of Technology üniversitelerinde ziyaretçi öğrenci olarak eğitim gördü.

Kalyoncu’nun iş hayatıyla tanışması lisans eğitimi sırasında gerçekleşti. Eğitim hayatı ve sivil toplum kuruluşlarındaki sorumluluklarını yürütürken aynı zamanda mimarlık ofislerinde ve inşaat firmalarında staj yaptı. Üniversiteyi bitirdikten sonra Kalyon Holding’in iştiraklerinde farklı kademelerde görev aldı. Çalışmalarıyla beraber akademik gelişimini de devam ettiren Kalyoncu, uluslararası üniversitelerde programlara katıldı. Harvard Üniversitesi’nde Müzakere, Babson College’da Girişimcilik ve Tufts Üniversitesi’nde Kurumsal Diplomasi eğitimlerini tamamladı.

Kalyoncu iş hayatının yanı sıra üniversite yıllarından beri sivil toplum kuruluşlarıyla da yakından ilgileniyor. Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nin kurucu vakfı olan Gaziantep Eğitim ve Hizmet Vakfı’nın da Mütevelli Heyeti Üyesi olan Kalyoncu, Türkiye Tasarım Vakfı’nda ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği’nde Yönetim Kurulu Başkanı.” (HABER MERKEZİ)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx